Friday, June 12, 2009
Neden ayçiçeği?
İngilicede ayçiçeği için güneşçiçeği anlamına gelen sunflower terimi kullanılıyor. Güneş açtığında ayçiçeği yüzünü güneşe dönüyor; gece ise boynu bükük güneşi bekliyor. Peki biz neden ayçiçeği diyoruz ona?
Friday, June 5, 2009
Garantili Kız Tavlama Yöntemleri
Binlerce kitaba satış rekoru kırdıran altbaşlık. Düşündüğünde ne kadar aşağılayıcı. Av kitabı gibi. Basit davranış kalıpları olan ve şartlandırılabilir bir hayvana indirgiyor kadını. Erkekler için bu konuda yazılmış pek kitap yok çünkü bir sayfayı geçmez erkekleri tavlama yöntemleri. Hatta belki bir paragraf. Onu da kimse kitap yapıp basmaz.
Bu kitapların işe yaramadığını sanmıyorum. Başarısız olan erkekler büyük ihtimalle kötü oyuncu. Kitapların işe yaradığından eminim çünkü bir çok eğitimli ve güzel kızın yanında hödük erkekler görüyorum. Eğer kadınlar bu yöndeki tercihlerini devam ettirirse insan ırkı olarak sonumuz vahim. Bir goril bile daha rasyonel tercihlerinde. Evrimde gorillerin gerisine düşme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Maymunlar Cehennemi filmi gerçek olabilir. Lütfen biraz daha sorumluluk bilinciyle hareket edelim.
Bu kitapların işe yaramadığını sanmıyorum. Başarısız olan erkekler büyük ihtimalle kötü oyuncu. Kitapların işe yaradığından eminim çünkü bir çok eğitimli ve güzel kızın yanında hödük erkekler görüyorum. Eğer kadınlar bu yöndeki tercihlerini devam ettirirse insan ırkı olarak sonumuz vahim. Bir goril bile daha rasyonel tercihlerinde. Evrimde gorillerin gerisine düşme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Maymunlar Cehennemi filmi gerçek olabilir. Lütfen biraz daha sorumluluk bilinciyle hareket edelim.
Wednesday, June 3, 2009
Tuesday, June 2, 2009
ama size değil
söylemek istediğim şeyler var.bağırmak da istiyorum bazen.ama size değil.ellerimin duvarla tanışmasında rol oynuyan kızlara.bırakıp gitmesi imkansız sanılan ve bir anda kaybolan çocuklara.
ve çakmağın yoksa sigara bir işe yaramaz diye bağırıyorum şimdi.ama size değil.çakmağımı çalanlara.
1
ve çakmağın yoksa sigara bir işe yaramaz diye bağırıyorum şimdi.ama size değil.çakmağımı çalanlara.
1
Kaptanın seyir defteri
Aslında şu anda bunu yapmamam gerekiyor. Çalışmam lazım.
Yazı eklemek için içinde "yazı" geçen bir seçenek arıyorum. Gözlerim "Yeni kayıt" seçeneğine takılıyor ama "Yok o değildir. Kayıt? Ne alaka." diye düşünüyorum. Bir süre daha içinde "yazı" geçen seçenek bulamayınca gözümü karartıp tıklıyorum "Yeni kayıt"'a çünkü çok sırıtıyor sağ üstte. Ve bu ekrandayım. "New log"'dan çevirilmiş sanırım "Yeni kayıt". Türkçesi kulağa garip geliyor. Kendimi seyir defterine not düşer gibi hissediyorum.
"Güneş bugün yine doğudan doğdu. Sanırım yine batıdan batacak. Gelişmeleri aktarmaya devam edicem."
Yazı eklemek için içinde "yazı" geçen bir seçenek arıyorum. Gözlerim "Yeni kayıt" seçeneğine takılıyor ama "Yok o değildir. Kayıt? Ne alaka." diye düşünüyorum. Bir süre daha içinde "yazı" geçen seçenek bulamayınca gözümü karartıp tıklıyorum "Yeni kayıt"'a çünkü çok sırıtıyor sağ üstte. Ve bu ekrandayım. "New log"'dan çevirilmiş sanırım "Yeni kayıt". Türkçesi kulağa garip geliyor. Kendimi seyir defterine not düşer gibi hissediyorum.
"Güneş bugün yine doğudan doğdu. Sanırım yine batıdan batacak. Gelişmeleri aktarmaya devam edicem."
Monday, June 1, 2009
çok tembeldi
elleri ve ağzı yağlıydı fakat yine de düşünmeye devam etti.altyazılı filmlerde senkronu tam konuşma sesine göre mi ayarlamalıydı,yoksa karakterler konuştuktan hemen sonraya mı.ilk önce dedi ki,alt yazı karakterin ne dediğini ifade eder bu nedenle karakter konuştuktan hemen sonra olması gerekir.sonra düşündü dedi kendi kendine;alt yazının görevi karakterin ne dediğini belirtmek.o zaman karakter konuşurken aynı anda gelmeliydi alt yazı.peki ya karakterin daha sonra söyleyecekleri bir anda ekrana yansırda bütün heyecanını kaçırırsa filmin.gitti sonra tabağı yıkadı makinaya koydu.ağzını yıkadı sıvı sabun mor,güzel kokulu.yüz havlusu nerdeydi? önceki gün kalan ahmak arkadaşı o yüz havlusuyla ayaklarını kurulamıştı.gitti yatak odasına yeni bir yüz havlusu çıkardı.yüzünü silmeyi unuttu,bilgisayarının başına geçti film inmişti,film indiğine göre uykusunu da almıştı .çünkü yatmadan önce programı açık bırakmıştı fakat alt yazı senkronu konusunda hala kararsızdı.alt yazının tanımına ve amacına bakmak gerekiyordu ve bu çocuk çok tembeldi.
kaçtım kaçtım yakalandım
saçmalamak için artık çok geçti.kara kartallar geçiyordu Alsancak'ın şarap ve sidik kokulu ara sokaklarından.Denize ulaşana kadar çok tehlike atlattım.zaman adeta sandalyesinde oturmuş bana sırıtıyordu,kıçını tekmelemek istedim ama vaktim yoktu.
(zaman sallanan sandalyesinde oturmuş,öne arkaya gidip geliyor.gidip gelmek öyle tahmin ettiğiniz gidip gelmek değil.suratında gıcık bir ifade,seni çileden çıkartabilmek için kendini çileden çıkarıyor.daha ne olabilir ki...uğraşıp didinen salak zaman,benimle uğraşmaya odaklanmışken dikkatini kaybeder ve dandik sandalyesinden düşer.bundan sonrası çok kolaydır)
zaman engelini kaldırmayı başardığım anda(tamamen ego tatminidir.ben yaptım,sandalye kırılmaya yüz tutmamıştı kesinlikle zamanın suçu değil.evet evet ben yaptım!)koşmaya başladım.(her maç olduğunda terleyip zayıflayacaksam paranın ve yemeğin ne anlamı var...)saçmasapan düşüncelere yeniden dalmıştım.artık kulağımdaki kulaklık,beynimle birebir temas halindeydi.kendimi kaybetmiş koşarken,birden müzik yavaşladı.hızımı alamayan ben,köşedeki kasabın duvarına çarpıp düştüm.müzik hala devam ediyordu...kendime geldim ve ayağa kalktım.enerjiye ihtiyacım vardı.markete girip energy drink almaya karar verdim.(reklamsız.)bakkala girdip içecekleri görünce bakmamın yeterli olduğunu düşünüp on kuruşluk sakızlardan aldım.(şekerli dedikleri sakız on dakika kadar dayanıp şekersiz sakız haline dönüşür.tek getirisi veya götürüsü su içmek istememle elli kuruşa daha bay bay dememdi.ama baymadı...)artık bakkaldan çıkmıştım.sağa dönüp kordonda devam ettim.denizin kokusunu şimdiden almıştım.tek isteğim karşıya geçip deniz kenarına oturmaktı.birden ilerden gelen korna sesi kulaklıklarımın verdiği yetersiz sesi bastırdı.gelen bir konvoydu.iki gerizekalı hayatlarını birleştirmek denilen o şeyden yapmışlardı.hemen çıkarımı göz önünde bulundurarak önlerine atlayıp para koparmayı düşündüm.(beş liradan az olursa lastiklerini patlatırım)gözümü hırs bürümüştü...kendimi arabanın önüne attım.hırsımdan hızımı alamamış olduğumu tam da o sırada anladım.Tanrım!resmen arabaya çarpmıştım.Gözlerimi kapatıp sivri zekamla olabilecekleri düşündüm.(birazdan bu araba beni savuracak ve arkadaki arabaya çarpacağım,sonra o da beni savuracak ve ve ve...)düşünmenin anlamsız olacağını anlayınca bağrınmaya başladım.içimden geldiği gibi çığlık attım.(aklımdaki film şeritlerinden işime yaramayanları kesip attım.)artık canım acımıyordu,hatta denize ulaşamadığım için üzülemiyordum.yerde yatan şekilsiz kanlı manlı bedenime bakıp kendimle bile taş.ak geçtim.(gittiğim yerden haber ederim,kalın sağlıcakla...)
(zaman sallanan sandalyesinde oturmuş,öne arkaya gidip geliyor.gidip gelmek öyle tahmin ettiğiniz gidip gelmek değil.suratında gıcık bir ifade,seni çileden çıkartabilmek için kendini çileden çıkarıyor.daha ne olabilir ki...uğraşıp didinen salak zaman,benimle uğraşmaya odaklanmışken dikkatini kaybeder ve dandik sandalyesinden düşer.bundan sonrası çok kolaydır)
zaman engelini kaldırmayı başardığım anda(tamamen ego tatminidir.ben yaptım,sandalye kırılmaya yüz tutmamıştı kesinlikle zamanın suçu değil.evet evet ben yaptım!)koşmaya başladım.(her maç olduğunda terleyip zayıflayacaksam paranın ve yemeğin ne anlamı var...)saçmasapan düşüncelere yeniden dalmıştım.artık kulağımdaki kulaklık,beynimle birebir temas halindeydi.kendimi kaybetmiş koşarken,birden müzik yavaşladı.hızımı alamayan ben,köşedeki kasabın duvarına çarpıp düştüm.müzik hala devam ediyordu...kendime geldim ve ayağa kalktım.enerjiye ihtiyacım vardı.markete girip energy drink almaya karar verdim.(reklamsız.)bakkala girdip içecekleri görünce bakmamın yeterli olduğunu düşünüp on kuruşluk sakızlardan aldım.(şekerli dedikleri sakız on dakika kadar dayanıp şekersiz sakız haline dönüşür.tek getirisi veya götürüsü su içmek istememle elli kuruşa daha bay bay dememdi.ama baymadı...)artık bakkaldan çıkmıştım.sağa dönüp kordonda devam ettim.denizin kokusunu şimdiden almıştım.tek isteğim karşıya geçip deniz kenarına oturmaktı.birden ilerden gelen korna sesi kulaklıklarımın verdiği yetersiz sesi bastırdı.gelen bir konvoydu.iki gerizekalı hayatlarını birleştirmek denilen o şeyden yapmışlardı.hemen çıkarımı göz önünde bulundurarak önlerine atlayıp para koparmayı düşündüm.(beş liradan az olursa lastiklerini patlatırım)gözümü hırs bürümüştü...kendimi arabanın önüne attım.hırsımdan hızımı alamamış olduğumu tam da o sırada anladım.Tanrım!resmen arabaya çarpmıştım.Gözlerimi kapatıp sivri zekamla olabilecekleri düşündüm.(birazdan bu araba beni savuracak ve arkadaki arabaya çarpacağım,sonra o da beni savuracak ve ve ve...)düşünmenin anlamsız olacağını anlayınca bağrınmaya başladım.içimden geldiği gibi çığlık attım.(aklımdaki film şeritlerinden işime yaramayanları kesip attım.)artık canım acımıyordu,hatta denize ulaşamadığım için üzülemiyordum.yerde yatan şekilsiz kanlı manlı bedenime bakıp kendimle bile taş.ak geçtim.(gittiğim yerden haber ederim,kalın sağlıcakla...)
***
yorgun parmak uçlarından akan düşüncesizlik damlaları yatağının ucunu ıslatmasın diye biraz sesimi alçaltıp her saba sana;
-iyi uyudun mu?diyorum.
-iyi uyudun mu?diyorum.
*
kozmik etkileşim ışınlarının etkisinde kalmış birkaç minik düşünce mahkumu yalnız çocuktan farksız olmadığın için,senin adına her gece diş perisine dua ediyorum.
ağzımda diş kalmadı.
ağzımda diş kalmadı.
yapmayın
çok havalı bir profilimiz var.neden bu kadar havalı anlayamadık.
bi de bi resmilik var,böyle uzaktan bakınca ciddi cümleler bekler insan.
*uzaktan bakmayın.
bi de bi resmilik var,böyle uzaktan bakınca ciddi cümleler bekler insan.
*uzaktan bakmayın.
Subscribe to:
Posts (Atom)